PRENDRE - EYLEM VE DEYİMLER


Prendre à partie : sözle sataşmak

Prendre acte de : bir kenara yazmak

Prendre au sérieux : ciddiye almak

Prendre connaissance de : incelemek

Prendre conscience de : bilincine varmak

Prendre en charge : üstlenmek

Prendre en compte : hesaba katmak

Prendre en considération : göz önünde bulundurmak

Prendre garde à : önem verme

Prendre la parole : söz almak

Prendre part à : katılmak

Prendre soin de : özen göstermek

METTRE - EYLEM VE DEYİMLER


Mettre à jour : güncellemek

Mettre à l’abri : koruma altına almak

Mettre à l’epreuve : sınamak, denemek

Mettre au centre de : merkezine koymak

Mettre au défi : sınamak

Mettre au profit de : yararına sunmak

Mettre de côté : bir kenara koymak

Mettre en avant : öne çıkarmak

Mettre en circulation : dolaşıma sokmak

Mettre en danger : tehlikeye atmak

Mettre en jeu : tehlikeye atmak

Mettre en œuvre : uygulamaya koymak

Mettre en place : uygulamak

Mettre l’accent sur : üzerine vurgu yapmak

Mettre au monde : dünyaya getirmek

Mettre au point : geliştirmek

Mettre en doute : kuşkulu hale getirmek

Mettre en évidence : açıklamak

Mettre en forme : biçim vermek

Mettre en garde : korumaya almak

Mettre en application : uygulamak

Mettre qch. en lumiére : aydınlatmak

Mettre qch. en péril : tehlikeye atmak

Mettre qch. en pratique : uygulamak

Mettre qch. en question : tartışma konusu yapmak

Mettre qch. en scene : sahnelemek

Mettre qch. en vigueur : yürürlüğe koymak

Se mettre d’accord : anlaşmak

Se mettre en route : yola koyulmak

FAİRE – EYLEM VE DEYİMLER


Faire échange de : değiş tokuş yapmak

Faire attention à : dikkat çekmek

Faire envie à: istek uyandırmak

Faire face à : karşı karşıya kalmak

Faire l’expérience de : deneyimlemek

Faire l’objet de : konusu olmak

Faire la preuve de : kanıtlamak

Faire partie de : parçası olmak

Faire semblant de : mış gibi yapmak

Faire appel à : çağrı yapmak, başvurmak

Faire part à : birini haberdar etmek

Faire pression sur : birine, bir şeye baskı yapmak

S’en faire : aldırmak, üzülmek

AVOİR- EYLEM VE DEYİMLER


Avoir le droit sur : hakkı olmak

Avoir affaire à : …….ile ilişkisi olmak

Avoir du mal à : ……………..makta güçlük çekmek

Avoir envie de : arzu etmek, istemek

Avoir l’habitude de : alışkanlığı olmak

Avoir l’intention de : niyetinde olmak

Avoir le privilège de : ayrıcalığına sahip olmak

Avoir lieu de : …………..makta haklı olmak

Avoir pour objectif de : amacı –mak olmak

Avoir vocation à : …………eğilimi olmak

Avoir les moyens de : ………….araçlarına sahip olmak

İLGEÇLER


à cause de : yüzünden
à condition que : koşuluyla
à défaut de : olmaması durumunda
à l’exception de : dışında
à l’insu de : habersiz
à la fin de : sonunda
à l’égard des : e nazaran
à moins de : hariç
à partir de : itibaren
à propos de : konusunda
afin de : amacıyla
au bord de : kıyısında
au début de : başlangıcında
au lieu de : yerine
au profit de : lehine, yararına
au regard de : açısından
au sein de : nezdinde
au vu de : -e bakılırsa
contre : karşı
dans le cadre de : çerçevesinde
de façon à : -acak biçimde
du fait de : nedeniyle
en face de : karşısında
en faveur de : yararına
en raison de : nedeniyle
envers : karşı
face à : karşısında
faute de : eksikliği yüzünden
grace à : sayesinde
jusqu’à : -e kadar
lors de : sırasında
malgré : rağmen
par rapport à : ile karşılaştırıldığında
parmi : arasında
quant à : ile ilgili olarak


FUTUR PROCHE- YAKIN GELECEK ZAMAN

Fransızca Yakın Gelecek.. Le Futur Proche..

Futur Proche Fransızca da yaygın olarak kullanılan bir kalıptır. İsminden de anlaşılacağı gibi yakın bir zamanda yapılacak bir eylemi, bir durumu ifade eder. Yakın zamandan kasıt 3-5 dakika, bir kaç saat yada yarın bir kaç gün sonrası olabilir.

< ALLER + VERB INFINITIF >

Bu kalıbı oluştururken kullanacağımız ana fiilimiz ''aller'' fiilidir. Bu fiili kişi zamirine göre çekiyoruz ve ardından söz konusu eylemi ifade edecek olan fiilimizi mastar haliyle ekliyoruz örnekleri görelim;

Je vais  aller à Ankara  > Ankaraya gideceğim.
Tu vas faire la cuisine ?  > Yemek yapacak mısın ?
Il/Elle va se maquiller dans le bain > Banyoda makyaj yapacak.
Nous allons envoyer un e-mail à l'acceuil > Danışmaya bir mail göndereceğiz.
Vous allez voir le professeur ? Hocayı görecek misiniz ?
Ils/Elles vont manger toute de suite > Hemen yemek yiyecekler.

FRANSIZCA SAATLER

Fransızca Saatler.. Les horaires..

* Fransızca'da saatleri belirtirken '' être '' fiilini ve 3. tekil şahıs olan ''il'' zamirini kullanıyoruz. 

Quelle heure est-il | Il est quelle heure ?  >> Saat kaç ?


Il est une heure = 13:00  Il est deux heures = 14:00


- Çeyrek geçtiğini ifade ederken; [quart]..

Il est une heure et quart = 13:15 


- Buçuk olduğunda ise; [demie]..
Il est dix-sept heures et demie =  17:30

- Çeyrek kala için; [moins le quart].. Tabi önce saatin kaç olmasına çeyrek kalmış bunu belirtiyoruz..

Il est deux heures moins le quart = 13:45

- Öğle vakti için; [midi]..

Il est midi = 12:00

- Kaç dakika kaldığını ifade etmek için; [moins].. Bunun için de önce saatin kaç olmasına kaç dakika kalmış onu belirtiyoruz..

Il est vingt heures moins cinq = 19:55

- Gece yarisi; [minuit]..

Il est minuit = 00:00

SORUNLAR


Arabam arıza yaptı.
Ma voiture est en panne.
Ma vuatür etanpan.
Arıza nerede?
Où est le problème?
Ue lö problem?
Arızanın ne olduğunu bilmiyorum.
Je ne sais pas le problème.
Jö nö sepa lö problem.
Arabanız nerede?
Où est votre voiture?
Ue votr vuatür?
En yakın tamirhane nerede?
Où est le garage, Le plus proche ici?
Ue lögaraj lö plü proş isi?
Tamirhaneye bir telefon edebilir misiniz?
Est-ce que vous pouvez appeler le garage?
Es kö vu pu ve apöle la garaj?
Bir kurtarma aracı gönderebilir misiniz?
Est-ce que vous pouvez envoyer un dépaneur?
Es kö vupuve anvuaye ön depanör?
Arabamı çekebilir misiniz?
Pouvez vous tirer ma voiture?
Puvevu tire ma vuatür?
Bana yardım edebilir misiniz?
Pourriez vous m’aider?
Puryevu mede?
Bana biraz benzin verebilir misiniz?
Pourriez vous me donner un peu d’essence?
Puriye vu mödone ön pö desans?
Arabamın plaka numarası ............
L’immatriculation de ma voiture est....
Limmatrikü-lasyon döma vuatür e ....
Bir kaza oldu.
Il ya eu un accident
Ilya üönaksidan
Kaza nerede oldu?
Où est l’accident?
Ue laksidan?
Efes’e yirmi kilometre mesafede.
A 20 km d’Ephese.
Aven kilometr d’Efes.
Ölen var mı?
Y a-t-il des morts?
Yatil dö mor?
Hayır ölen yok ama iki yaralı var.
Non il n’y a pas de mort mais il y a deux blessés
Non il niya pa dö mor me ilya dö bilese.
Lütfen polise haber verin.
Appelez la police svp.
Apöle la polis silvuple.
En yakın telefon nerede?
Où est le téléphone le plus proche?
Ue lötelefon lö plü proş?
Acele bir ambülans çağırın lütfen.
Appelez une ambulance tout de suite svp.
Apöle ün ambülans tutsüit silvupile.
Arkadaşım ağır yaralı.
Mon ami est blessé grièvement.
Monami e blesse griyevman.
Yaralıları kımıldatmayın.
Ne bougez pas les blessés.
Nöbuje pa leblesse.
Yaralıları arabadan çıkarmama yardım edin.
Aidez moi pour sortir les blessés de la voiture.
Ede mua pur sortir le blesse dö lavatür.
Adım Sedat ONAR.
Je m’appelle Sedat ONAR.
Jömapel Sedat ONAR.
Lütfen bana adınızı, adresinizi ve sigorta numaranızı verin.
Donnez moi svp votre nom, votre adresse et votre numero d’assurance.
Done mua silvuple votr nom, votr adres, votr nümero dassürans.
Arabam için çekme aracı gönderir misiniz?
Est-ce que vous pouvez envoyer un dépaneur pour ma voiture?
Eskö vu puve anvuaye ön depanör pur ma vuatür?
Tanıklık yapar mısınız?
Pouvez vous faire témoignage?
Puve vu fer temuanyaj?
En yakın jandarma karakolu nerede?
Où est la brigade de la gendarmarie la plus proche?
Ue la brigad dö lajandarmöri la pülü proş?
Polise bir hırsızlığı bildirmek istiyorum.
Je veux dénoncer un vol à la police.
Jövö denonse ön vol ala polis.
Polise bir olayı bildirmek istiyorum.
Je veux dénoncer un fait à la police.
Jövö denonse ön fe alapolis.
Polise bir cinayeti bildirmek istiyorum.
Je veux denoncer un meurtre.
Jövö denonse ön mörtr.
Cüzdanım çalındı.
On m’a volé ma porte-feuille.
On ma vole ma port föy.
Suçsuzum.
Je suis innocent.
Jösvi innosan.
Bir araştırma yapacağız.
Nous allons faire une enquêtte.
Nuzallon fer ün anket.
Kayıp ve hırsızlık.
Perte et vol.
Pert e vol.
Pasaportumu kaybettim.
J’ai perdu mon passeport.
Je perdü mon paspor.
Dışarıda kaldım.
Je me suis resté dehors.
Jömö süi reste döor.
İmdat.
Au secours!
O sökur.
Sürgün.
Exil.
Ekzil
Suçlu iadesi.
Extradition.
Ekstradisyon.
Gözaltı.
Garde à vue.
Gard a vü.
Tutuklama.
İnterpellation.
Enterpelasyon.
Mahkemeler.
Tribunaux.
Tribüno.
Savunmak.
Défendre.
Defandr
Ayaklanma, grev.
Manifestation, grèves.
Manifestasyon, grev.
Doğal afetler.
Catastrophe naturelle.
Katastrof natürel.
Yangın.
İncendie
Ensandi.
Ölüm.
La mort
La mor.
Yaralı var mı?
Y a-t-il des blesses?
Yatil de blesse?
Hareket etmeyin.
Ne bougez pas.
Nö buje pa.
Hemen bir doktor / ambülans çağırın.
Appelez d’urgence un medecin / une ambulance.
Aple dürjans ön medsen / ün anbülans.
Onları arabadan çıkarmama yardımcı olun.
Aidez-moi à les sortir de la voiture.
Edemua a lesortir döla vuatür.
Lütfen polisi çağırın.
Appelez la police s.v.p..
Aple la polis silvuple
İsim ve adresinizi alabilir miyim?
Puis-je avoir votre nom et votre adresse, s’il vous plait?
Püij avuar votr nom et votr adres,silvupl?
Yardım eder misiniz kayboldum.
Pouvez-vous m’aider, je suis perdu.
Puve vu mede, jömö süi perdü.
Kaza.
Accident.
Aksidan.
Ambülans.
Ambulance.
Ambülans
Yaralı.
Blessé.
Blesse.
Hasta.
Malade.
Malad.
Doktor.
Medecin.
Medsen.
Cinayet.
Meurtre.
Mörtr.
İdam cezası.
Peine de mort.
Pen dö mor.
Hapis.
Emprisonnement.
Amprizonman
Narkotik kanunları.
Loi sur les stupefiants.
Lua sur le stüpefiyan.
Tecavüz.
Viol.
Viyol
Suç.
Infraction
Enfraksiyon
Mahkum.
Condamné.
Kondamne