yökdil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yökdil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

YDS-YÖKDİL ADVERBE (ZARF) LİSTESİ - 1


Paradoxalement : çelişkili bir biçimde
Véritablement : Hakikaten, gerçekten
Fragilement : incelikle, hassas bir şekilde
Lourdement : ciddi ölçüde, ağır şekilde
Solidement : iyice, sıkıca
Facultativement : isteğe bağlı olarak
Concurremment : aynı zamanda
Eminemment : son derece, fazlasıyla
Perpétuellement : daima, sürekli
Durablement : devamlı, sürekli
Momentanément : anlık, geçici olarak
Communément : yaygın bir şekilde
Minutieusement : dikkatle, titizlikle
Passablement : oldukça, şöyle böyle
Subitement : ansızın, birdenbire
Discrètement : gizlice, kibarca
Brusquement : aniden, ansızın
Jalousement : Kıskançlıkla
Plausiblement : makul bir şekilde
Vigoureusement : şiddetle, kuvvetlice
Habilement : ustalıkla
Finement : zekice, ustaca
Par inadvertance : farkında olmadan
Convenablement : uygun biçimde
Inlassablement : usanmadan
Prudemment : dikkatlice
Miraculeusement : mucize eseri
Défavorablement : zararına, aleyhine
Manifestement : açık açık, şüphesiz
Courtoisement : nazikçe


YDS-YÖKDİL FİİL LİSTESİ

Adopter : benimsemek
Annoncer : ilan etmek
Apprécier : beğenmek
Arrêter : durdurmak, bırakmak
Atteindre : erişmek, ulaşmak
Augmenter : artmak, arttırmak
Avancer : ilerlemek
Avoir : sahip olmak
Changer : değiştirmek
Chercher : aramak
Classifier : sınıflandırmak
Combiner : birleştirmek
Commencer : başlamak
Comprendre : anlamak
Connaitre : tanımak, bilmek
Conserver : korumak
Contribuer : katkıda bulunmak
Corriger : düzeltmek
Créer : yaratmak, üretmek
Définir : tanımlamak, belirlemek
Démontrer : göstermek
Déterminer : belirlemek
Devenir : ……olmak, ……… haline gelmek
Durer : sürmek, devam etmek
Effacer : silmek
Elaborer : gerçekleştirmek, tasarlamak
Eloigner : uzaklaştırmak
Enlever : kaldırmak
Entreprendre : girişmek
Etre considéré comme : …………olarak değerlendirilmek
Etre assurée : güvence altına alınmak
Etudier : incelemek, eğitim görmek
Examiner : incelemek
Exister : var olmak
Expliquer : açıklamak
Freiner : yavaşlatmak
Garder : korumak, saklamak
Interdire : yasaklamak
Inventer : icat etmek
Libérer : serbest bırakmak
Mélanger : karıştırmak
Mesurer : ölçmek
Multiplier : çoğlatmak
Orienter : yönlendirmek
Partir : gitmek, yola çıkmak
Prendre : almak, binmek
Préparer : hazırlamak
Présenter : sunmak
Produire : üretmek
Rechercher : araştırmak
Réduire : azaltmak
Refléter : yansıtmak
Regarder : izlemek
Relier : bağlamak, ilişkilendirmek
Remarquer : fark etmek
Remonter : yükselmek, artmak
Représenter : temsil etmek
Résulter : sonuçlanmak
Satisfaire : tatmin etmek
Sauvegarder : korumak
Soutenir : desteklemek
Suggérer : önermek, teklif etmek
Traiter : tedavi etmek
Vérifier : doğrulamak, kanıtlamak

CONDITIONNEL PASSE


CONDITIONNEL PASSE

ÖZNE + ETRE VEYA AVOİR CONDITIONNEL PRESENT ÇEKİMİ + FİİLİN GEÇMİŞ ZAMAN HALİ

ETRE
Je serais
Tu serais
Il serait
Nous serions
Vous seriez
Ils seraient

AVOİR
J’aurais
Tu aurais
Il aurait
Nous aurions
Vous auriez
Ils auraient

Si tu m’avais averti, je ne serais pas tombé dans une telle situation.
(Beni daha önceden uyarmış olsaydın, böyle bir duruma düşmeyecektim)

Si vous étiez plus beau, je me serais marié avec vous.
(Daha yakışıklı olsaydınız, sizinle evlenmiş olurdum.)

TÜRK YEMEKLERİ

mantı: des pâtes au yaourt et à l'ail

imam bayıldı: une aubergine farcie et frite

börek: pâte feuilletée fourrée

etli börek:  pâte feuilletée fourrée à la viande

peynirli börek: pâte feuilletée fourrée au fromage

turşu: fruits ou légumes macérés dans le vinaigre

sütlaç: riz au lait

et: viande

balık: poisson

ızgara: grillé

tava: frit


karnım aç : J'ai faim.

Yakında bir lokanta var mı? Y a-t-il un restaurant pres d'ici?

Yemeklerinize bakabilir miyim? Puis-je regarder vos plats?

Bundan bir porsiyon bana getirebilir misiniz?  Pouvez-vous m'apporter une portion de cela?

Afiyet olsun: Bon appetit!

Les Pronoms Relatifs Simples.. Qui.. Que.. Dont.. Où..

Qui:

Bir kişiyi yada ismi belirtmeye yarar.
Örneklerle inceleyelim;


Ali préfere les vetêments. Ces sont cher.
Ali préfere les vetêments qui sont cher.

La femme est ma petite amie. Elle s’appelle Fatma.( O kadın benim sevgilim. Onun adı Fatma.)
La femme qui s’appelle Fatma est ma petite amie (Adı Fatma olan kadın benim sevgilim.)

Que:

Bir nesneyi yada eylemi belirtmeye yarar.


L’homme travaille chez l’université d’Ankara. Je connais l’homme. (Ankara Üniversitesinde çalışan adam.  O adamı tanıyorum.)
L’homme  que je connais  travaille chez l’université de Ankara (Tanıdığım adam Ankara Üniversitesinde çalışıyor.)

* J'écoute une chanson. C'est une chanson très belle.

- La  chanson que j'écoute est très belle.
> Dinlediğim şarkı çok güzel.

* J'ai acheté un ordinateur. Il était bon.

- L'ordinateur que j'ai acheté était bon.
> Satın aldığım bilgisayar iyiydi.

Où:

Tamamiyle bir zamanı, bir anı ve bir yeri belirtmede kullanılır.

* Il va à Antalya. Il a rencontré son ami Mehmet

- Il va à Antalya où il a rencontré son ami Mehmet.
> Arkadaşı Mehmet'le karşılaştığı Antalya'ya gidiyor.

* Un jour on a mangé du kebab. Il était pluvieux.

- Le jour où on a mangé du kebab était pluvieux.
> Kebap yediğimiz gün hava yağmurluydu.

Dont:

Bir tamlama durumunda, ve  'de' prépositionu alan bir fiilin kullanımında ele alınır.

* Babası öğretmen olan çocuk iyi notlar alıyor.

- Le père de ce fils est professeur. Ce fils récupère de bonnes notes.
> Le fils dont le père est professeur récupère de bonnes notes.
Gördüğümüz gibi tamlamayı işlemiş bulunmaktayız.

* Hayalini kurduğum araba satıldı.

- J'ai rêve d'une voiture. Cette voiture a été vendue.
> La voiture dont je rêve a été vendue.
'' Avoir rêve de quelque chose'' Bir şeyin hayalini kurmak.

PRENDRE - EYLEM VE DEYİMLER


Prendre à partie : sözle sataşmak

Prendre acte de : bir kenara yazmak

Prendre au sérieux : ciddiye almak

Prendre connaissance de : incelemek

Prendre conscience de : bilincine varmak

Prendre en charge : üstlenmek

Prendre en compte : hesaba katmak

Prendre en considération : göz önünde bulundurmak

Prendre garde à : önem verme

Prendre la parole : söz almak

Prendre part à : katılmak

Prendre soin de : özen göstermek

METTRE - EYLEM VE DEYİMLER


Mettre à jour : güncellemek

Mettre à l’abri : koruma altına almak

Mettre à l’epreuve : sınamak, denemek

Mettre au centre de : merkezine koymak

Mettre au défi : sınamak

Mettre au profit de : yararına sunmak

Mettre de côté : bir kenara koymak

Mettre en avant : öne çıkarmak

Mettre en circulation : dolaşıma sokmak

Mettre en danger : tehlikeye atmak

Mettre en jeu : tehlikeye atmak

Mettre en œuvre : uygulamaya koymak

Mettre en place : uygulamak

Mettre l’accent sur : üzerine vurgu yapmak

Mettre au monde : dünyaya getirmek

Mettre au point : geliştirmek

Mettre en doute : kuşkulu hale getirmek

Mettre en évidence : açıklamak

Mettre en forme : biçim vermek

Mettre en garde : korumaya almak

Mettre en application : uygulamak

Mettre qch. en lumiére : aydınlatmak

Mettre qch. en péril : tehlikeye atmak

Mettre qch. en pratique : uygulamak

Mettre qch. en question : tartışma konusu yapmak

Mettre qch. en scene : sahnelemek

Mettre qch. en vigueur : yürürlüğe koymak

Se mettre d’accord : anlaşmak

Se mettre en route : yola koyulmak

FAİRE – EYLEM VE DEYİMLER


Faire échange de : değiş tokuş yapmak

Faire attention à : dikkat çekmek

Faire envie à: istek uyandırmak

Faire face à : karşı karşıya kalmak

Faire l’expérience de : deneyimlemek

Faire l’objet de : konusu olmak

Faire la preuve de : kanıtlamak

Faire partie de : parçası olmak

Faire semblant de : mış gibi yapmak

Faire appel à : çağrı yapmak, başvurmak

Faire part à : birini haberdar etmek

Faire pression sur : birine, bir şeye baskı yapmak

S’en faire : aldırmak, üzülmek

İLGEÇLER


à cause de : yüzünden
à condition que : koşuluyla
à défaut de : olmaması durumunda
à l’exception de : dışında
à l’insu de : habersiz
à la fin de : sonunda
à l’égard des : e nazaran
à moins de : hariç
à partir de : itibaren
à propos de : konusunda
afin de : amacıyla
au bord de : kıyısında
au début de : başlangıcında
au lieu de : yerine
au profit de : lehine, yararına
au regard de : açısından
au sein de : nezdinde
au vu de : -e bakılırsa
contre : karşı
dans le cadre de : çerçevesinde
de façon à : -acak biçimde
du fait de : nedeniyle
en face de : karşısında
en faveur de : yararına
en raison de : nedeniyle
envers : karşı
face à : karşısında
faute de : eksikliği yüzünden
grace à : sayesinde
jusqu’à : -e kadar
lors de : sırasında
malgré : rağmen
par rapport à : ile karşılaştırıldığında
parmi : arasında
quant à : ile ilgili olarak


YDS-YÖKDİL İÇİN FİİL LİSTESİ


Adopter : benimsemek
Annoncer : ilan etmek
Apprécier : beğenmek
Arrêter : durdurmak, bırakmak
Atteindre : erişmek, ulaşmak
Augmenter : artmak, arttırmak
Avancer : ilerlemek
Avoir : sahip olmak
Changer : değiştirmek
Chercher : aramak
Classifier : sınıflandırmak
Combiner : birleştirmek
Commencer : başlamak
Comprendre : anlamak
Connaitre : tanımak, bilmek
Conserver : korumak
Contribuer : katkıda bulunmak
Corriger : düzeltmek
Créer : yaratmak, üretmek
Définir : tanımlamak, belirlemek
Démontrer : göstermek
Déterminer : belirlemek
Devenir : ……olmak, ……… haline gelmek
Durer : sürmek, devam etmek
Effacer : silmek
Elaborer : gerçekleştirmek, tasarlamak
Eloigner : uzaklaştırmak
Enlever : kaldırmak
Entreprendre : girişmek
Etre considéré comme : …………olarak değerlendirilmek
Etre assurée : güvence altına alınmak
Etudier : incelemek, eğitim görmek
Examiner : incelemek
Exister : var olmak
Expliquer : açıklamak
Freiner : yavaşlatmak
Garder : korumak, saklamak
Interdire : yasaklamak
Inventer : icat etmek
Libérer : serbest bırakmak
Mélanger : karıştırmak
Mesurer : ölçmek
Multiplier : çoğlatmak
Orienter : yönlendirmek
Partir : gitmek, yola çıkmak
Prendre : almak, binmek
Préparer : hazırlamak
Présenter : sunmak
Produire : üretmek
Rechercher : araştırmak
Réduire : azaltmak
Refléter : yansıtmak
Regarder : izlemek
Relier : bağlamak, ilişkilendirmek
Remarquer : fark etmek
Remonter : yükselmek, artmak
Représenter : temsil etmek
Résulter : sonuçlanmak
Satisfaire : tatmin etmek
Sauvegarder : korumak
Soutenir : desteklemek
Suggérer : önermek, teklif etmek
Traiter : tedavi etmek
Vérifier : doğrulamak, kanıtlamak