YDS-YÖKDİL FİİL LİSTESİ

Adopter : benimsemek
Annoncer : ilan etmek
Apprécier : beğenmek
Arrêter : durdurmak, bırakmak
Atteindre : erişmek, ulaşmak
Augmenter : artmak, arttırmak
Avancer : ilerlemek
Avoir : sahip olmak
Changer : değiştirmek
Chercher : aramak
Classifier : sınıflandırmak
Combiner : birleştirmek
Commencer : başlamak
Comprendre : anlamak
Connaitre : tanımak, bilmek
Conserver : korumak
Contribuer : katkıda bulunmak
Corriger : düzeltmek
Créer : yaratmak, üretmek
Définir : tanımlamak, belirlemek
Démontrer : göstermek
Déterminer : belirlemek
Devenir : ……olmak, ……… haline gelmek
Durer : sürmek, devam etmek
Effacer : silmek
Elaborer : gerçekleştirmek, tasarlamak
Eloigner : uzaklaştırmak
Enlever : kaldırmak
Entreprendre : girişmek
Etre considéré comme : …………olarak değerlendirilmek
Etre assurée : güvence altına alınmak
Etudier : incelemek, eğitim görmek
Examiner : incelemek
Exister : var olmak
Expliquer : açıklamak
Freiner : yavaşlatmak
Garder : korumak, saklamak
Interdire : yasaklamak
Inventer : icat etmek
Libérer : serbest bırakmak
Mélanger : karıştırmak
Mesurer : ölçmek
Multiplier : çoğlatmak
Orienter : yönlendirmek
Partir : gitmek, yola çıkmak
Prendre : almak, binmek
Préparer : hazırlamak
Présenter : sunmak
Produire : üretmek
Rechercher : araştırmak
Réduire : azaltmak
Refléter : yansıtmak
Regarder : izlemek
Relier : bağlamak, ilişkilendirmek
Remarquer : fark etmek
Remonter : yükselmek, artmak
Représenter : temsil etmek
Résulter : sonuçlanmak
Satisfaire : tatmin etmek
Sauvegarder : korumak
Soutenir : desteklemek
Suggérer : önermek, teklif etmek
Traiter : tedavi etmek
Vérifier : doğrulamak, kanıtlamak

CONDITIONNEL PASSE


CONDITIONNEL PASSE

ÖZNE + ETRE VEYA AVOİR CONDITIONNEL PRESENT ÇEKİMİ + FİİLİN GEÇMİŞ ZAMAN HALİ

ETRE
Je serais
Tu serais
Il serait
Nous serions
Vous seriez
Ils seraient

AVOİR
J’aurais
Tu aurais
Il aurait
Nous aurions
Vous auriez
Ils auraient

Si tu m’avais averti, je ne serais pas tombé dans une telle situation.
(Beni daha önceden uyarmış olsaydın, böyle bir duruma düşmeyecektim)

Si vous étiez plus beau, je me serais marié avec vous.
(Daha yakışıklı olsaydınız, sizinle evlenmiş olurdum.)

PLUS-QUE PARFAIT


PLUS - QUE PARFAIT

ÖZNE + İMPARFAİT ZAMANDA ETRE YA DA AVOIR’IN ÇEKİMİ +   FİİLİN PASSE HALİ

AVOİR
J’avais
Tu avais
Il/Elle avais
Nous avions
Vous aviez
Ils avaient

ETRE 
J’étais
Tu étais
Il/Elle étais
Nous étions
Vous étiez
Ils/elles étaient

Tu as vu la monte que je l’avais achetée.   (Aldığım saati gördün mü ? )  (İlk eylem plus-que parfait zamanda)
Les travailleurs n’ont pas fait les travaux que j’avais données. (İşçiler onlara verdiğim işi yapmamışlar)
Nous voulions te parler parce que nous ne t'avions pas vu hier.
Dün seni görmediğimiz için seninle konuşmak istedik.

CONDITIONNEL PRESENT


CONDITIONNEL PRESENT


SUJET + FUTUR SİMPLE KÖKÜ + IMPARFAIT ZAMANIN EKLERİ

ENVOYER
J’enverrais
Tu enverrais
IL/Elle enverrait
Nous enverrions
Vous enverriez
Ils/Elles enverraient

ALLER
J’irais
Tu irais
Il/Elle irait
Nous irions
Vous iriez
Ils/elles iraient

ETRE
Je serais
Tu serais
Il/Elle serait
Nous serions
Vous seriez
Ils/Elles seraient

AVOİR
J’aurais
Tu aurais
Il/elle aurait
Nous aurions
Vous auriez
Ils/Elles auraient

FAİRE
Je ferais
Tu ferais
Il/elle ferais
Nous ferions
Vous feriez
Ils/Elles feraient

DEVOIR
Je devrais
Tu devrais
Il/elle devrait
Nous devrions
Vous devriez
Ils/Elles devraient

VOULOIR
Je voudrais
Tu voudrais
Il/Elle voudrait
Nous voudrions
Vous voudriez
Ils/Elles voudraient

1.       Kibarlık belirtmek için kullanılır.

Je voudrais un café s’il vous plait.    (Bir kahve alabilir miyim, lütfen)
2.       Geçmişteki gelecek için kullanılır.
M.Dupont a dit qu’il irait à Paris.         (Bay Dupant Paris’e gideceğini söyledi)

3.       Au cas où  +  conditionnel présent
Je peux t’aider au cas où tu aurais besoin de l’aider.      (Yardıma ihtiyacın olduğunda sana yardım edebilirim)

4.       Si + imparfait  +  conditionnel présent
 Si j’étais toi, j’irais à Paris.     (Senin yerinde olsaydım, Paris’e giderdim) 




PRESENT (GENİŞ ZAMAN, ŞİMDİKİ ZAMAN) KULLANIM ALANLARI


PRESENT (GENİŞ ZAMAN, ŞİMDİKİ ZAMAN) KULLANIM ALANLARI

1.      Aujourd’hui  (bugün)
De nos jours (bugünlerde)
Maintenant (şimdi, şu an)
Récemment (az önce, demin)                 gibi zaman ifadeleriyle kullanılır.

Aujourd’hui je fais le sport. (Bugün spor yapıyorum)
De nos jours, il n’y a pas une crise économique.  (Bugünlerde ekonomik kriz yok)

2.      Genel gerçekler için kullanılır.
La Turquie est un pays d’Anatolie. 

3.              +  PRESENT  +  PRESENT
Si tu veux, je peux t’aider.    (Eğer istersen, sana yardım edebilirim)

4.      Si        +   PRESENT  +  IMPERATIF
Mets ton pull, si tu as froid.  (Üşüttüysen, montunu giy.)

5.      Si         +  PRESENT  +  FUTUR SIMPLE
Si vous avez du temps, je irai vous voir. (Eğer zamanınız varsa, sizi görmeye geleceğim)

FUTUR ANTERIEUR


FUTUR ANTERIEUR

Sujet + être ou avoir au futur simple + passé du verbe
Özne + futur simple zamanda çekilmiş être veya avoir yardımcı fiili + fiilin geçmiş zamanı

AVOİR
J’aurais
Tu auras
Il/Elle aura
Nous aurons
Vous aurez
Ils/Elles auront

ETRE
Je serai
Tu seras
Il/Elle sera
Nous serons
Vous serez
Ils/Elles seront

Lorsque tu seras marié, tu verras les difficultés de la vie.  (Evlendiğinde, hayatın zorluklarını göreceksin)

Après que tu auras fini vos devoirs, vous pourrez regarder la TV. (Ödevlerinizi bitirdikten sonra, TV izleyebilirsiniz.)

ÇEVİRİ ÖRNEKLERİ

TÜRKÇE
29 Nisan2011 tarihinde Hatay Cilvegözü sınır kapısından 252 Suriye vatandaşının  Türk topraklarına girişi ile başlayan süreç günümüzde 2.724.937 kişiye ulaşmıştır.

FRANSIZCA
Le processus qui a commencé avec l’entrée 252 ressortissants syriens à la Turquie en traversant la porte de la frontière Cilvegözü a Hatay le 29 Avril 2011, aujourd’hui parvient 2.724,937 personnes.

TÜRKÇE
BM rakamlarına göre 4.milyon mültecinin Suriye toprakları dışında yaşamaktadır.

FRANSIZCA
Selon les chiffres de l’ONU, 4 million refugies vivent en dehors du territoire de la Syrie. 

TÜRKÇE
Tüm bunların yanı sıra Türkiye, coğrafi konumu itibariyle de Avrupa’ya transit geçişlerde kullanılan ülkedir.

FRANSIZCA
De plus, la Turquie est un pays de transit utilisé pour passer en Europe avec sa position géographique.

TÜRKÇE
Türkiye, iltica ve göç prosedürünün AB müktesebatına uyumu çalışmalarını yürütmek amacıyla AB 2002 Mali İşbirliği Programı Kapsamında Danimarka ve İngiltere Konsorsiyumu ile Birlikte iltica-Göç Twining projesini 8 Mart2004 tarihinde uygulamaya başlamıştır.

FRANSIZCA
En vue de réaliser les travaux de conformité les procédures d’asile et de migration avec l’acquis communautaire de l’UE, la Turquie a commencé mis en œuvre le projet d’Asile-Migration Twinning le 8 Mars 2004 avec le Consortium Danemark et Angleterre dans le cadre du Programme de Coopération Financière 2002 de l’UE. 

FRANASIZCA MESLEKLER

Fransızca Meslekler
un acteur
aktör

une actrice
aktrist

un professeur
öğretmen

un avocat
avukat

un comptable
muhasebeci

un cuisinier
aşçı

un écrivain
yazar

un fermier
çiftçi

un homme d`affaires
ticaret adamı

un homme politique
politikacı

une infirmière
hemşire

un ingénieur
mühendis

un médecin
doktor

un vendeur
satıcı

un fleuriste
çiçekçi

une hôtesse de l`air
hostes

un pilote
pilot

un mécanicien
mekanik

un dentiste
dişçi
un gendarme
polis

un scientifique
bilim adamı

un menuisier
marangoz

une secrétaire
sekreter

un boulanger
fırıncı

un chirurgien
cerrah

un coiffeur
kuaför

un pompier
itfayeci

un facteur
postacı

un bibliothécaire
kütüphaneci

un éboueur
temizlikçi

un peintre
ressam

un explorateur
araştırmacı

un philosophe
felsefeci

 un physicien
fizikçi

un volontaire
gönüllü

 un plombier
su tesisatçısı

une femme au foyer
ev hanımı

un touriste
turist

un musicien
müzisyen

un journaliste
gazeteci

un photographe
fotoğrafçı

un soldat
asker

un banquier
banker

un directeur
yönetici

un travailleur
işçi

TÜRK YEMEKLERİ

mantı: des pâtes au yaourt et à l'ail

imam bayıldı: une aubergine farcie et frite

börek: pâte feuilletée fourrée

etli börek:  pâte feuilletée fourrée à la viande

peynirli börek: pâte feuilletée fourrée au fromage

turşu: fruits ou légumes macérés dans le vinaigre

sütlaç: riz au lait

et: viande

balık: poisson

ızgara: grillé

tava: frit


karnım aç : J'ai faim.

Yakında bir lokanta var mı? Y a-t-il un restaurant pres d'ici?

Yemeklerinize bakabilir miyim? Puis-je regarder vos plats?

Bundan bir porsiyon bana getirebilir misiniz?  Pouvez-vous m'apporter une portion de cela?

Afiyet olsun: Bon appetit!

ÖNERİ VE TALEPLERİNİZ


Merhaba arkadaşlar,

Özel ders ve çeviri talepleriniz için fransizcatercume59@gmail.com adresine mail göndermeniz

yeterlidir. En kısa sürede talebiniz ile ilgili cevap verilecektir.

Önerileriniz ve sorularınız için de aynı mail adresinden bana ulaşabilirsiniz.

Saygılarımla.

PRONOM INTERROGATIFS (SORU ZAMİRLERİ)


Qui - Kim
Que - Ne
Pourquoi - Neden
Comment - Nasıl
Quand - Ne zaman
Où - Nerede
Combien - Ne kadar


POURQUOI
neden?   niçin?
Pourquoi vous allez à la piscine?
Neden havuza gidiyorsunuz?

Pourquoi est-il-en colère?
O, neden kızgın?

Pourquoi étudiez-vous le anglais? 
Neden İngilizce çalışıyorsunuz?

COMMENT
nasıl?
Comment vont-elles à l'ecole?
Okula nasıl gidiyorlar?

Comment vas-tu?
Nasılsın?

Comment allez-vous ?
Nasılsınız? 
  
nerede?

Où habitez-vous?
Nerede yaşıyorsunuz?

Où partez-vous en vaconces?
Tatilde nereye gidersiniz?

Où sont les billets?
Biletler nerede?


Quand
ne zaman?

Quand es-tu parti?
Ne zaman ayrıldın?

Quand reviendras-tu?
Ne zaman geri dönersin? 

Quand a eu lieu la bataille d’Indépendance?
Kurtuluş Savaşı ne zaman oldu? 

Quand est la réunion?
Toplantı ne zaman?

Qu’est-ce que
ne?

Qu'est-ce que tu veux ?
Ne istiyorsun?

Qu'est-ce qu'ils regardent ?
Ne izliyorlar?

Qu'est-ce que c'est (que ça) ?
O ne?
 
Qu'est-ce qui se passe ?
Ne oluyor?

Combien
ne kadar?

Combien des voitures as-tu?
Kaç araban var? 

Combien ça coûte? 
Ne kadar (kaç para)? 

Combien coûte le billet ? 
Bilet ne kadar? 

Quelle? 
hangisi

Duruma göre hangi ve ne anlamlarına gelir.

Quel - eril/tekil
Quels - eril/çoğul
Quelle - feminen/tekil
Quelles - feminen/çoğul

Quel est ton prénom?
Adın ne?

Quel âge a-t-elle?
Kaç yaşında? 

Quel est le problème ?
Sorun nedir?

Quelles sont les différences ?
Farklar nedir?

Qui
kim

Qui est là? 
Oradaki kim?

Qui est Ali? 
Ali kim?



Les Pronoms Relatifs Simples.. Qui.. Que.. Dont.. Où..

Qui:

Bir kişiyi yada ismi belirtmeye yarar.
Örneklerle inceleyelim;


Ali préfere les vetêmentsCes sont cher.
Ali préfere les vetêments qui sont cher.

La femme est ma petite amie. Elle s’appelle Fatma.( O kadın benim sevgilim. Onun adı Fatma.)
La femme qui s’appelle Fatma est ma petite amie (Adı Fatma olan kadın benim sevgilim.)

Que:

Bir nesneyi yada eylemi belirtmeye yarar.


L’homme travaille chez l’université d’Ankara. Je connais l’homme. (Ankara Üniversitesinde çalışan adam.  O adamı tanıyorum.)
L’homme  que je connais  travaille chez l’université de Ankara (Tanıdığım adam Ankara Üniversitesinde çalışıyor.)

* J'écoute une chanson. C'est une chanson très belle.

- La  chanson que j'écoute est très belle.
> Dinlediğim şarkı çok güzel.

* J'ai acheté un ordinateur. Il était bon.

- L'ordinateur que j'ai acheté était bon.
> Satın aldığım bilgisayar iyiydi.

:

Tamamiyle bir zamanı, bir anı ve bir yeri belirtmede kullanılır.

* Il va à Antalya. Il a rencontré son ami Mehmet

- Il va à Antalya où il a rencontré son ami Mehmet.
> Arkadaşı Mehmet'le karşılaştığı Antalya'ya gidiyor.

* Un jour on a mangé du kebab. Il était pluvieux.

- Le jour où on a mangé du kebab était pluvieux.
> Kebap yediğimiz gün hava yağmurluydu.

Dont:

Bir tamlama durumunda, ve  'de' prépositionu alan bir fiilin kullanımında ele alınır.

* Babası öğretmen olan çocuk iyi notlar alıyor.

- Le père de ce fils est professeur. Ce fils récupère de bonnes notes.
> Le fils dont le père est professeur récupère de bonnes notes.
Gördüğümüz gibi tamlamayı işlemiş bulunmaktayız.

* Hayalini kurduğum araba satıldı.

- J'ai rêve d'une voiture. Cette voiture a été vendue.
> La voiture dont je rêve a été vendue.
'' Avoir rêve de quelque chose'' Bir şeyin hayalini kurmak.