VURGU KİŞİ ADILLARI (PRENOM PERSONNELS TONİQUES)


VURGU KİŞİ ADILLARI (PRENOM PERSONNELS TONİQUES)

VURGU ADILI
KİŞİ ADILI
ÖRNEK CÜMLE
MOİ (BEN)
JE
Moi, j’aime le cinéma, et toi?
(ben sinemayı severim, ya sen?)
TOİ (SEN)
TU
Toi, tu aimes le sport?
(sen sinemayı sever misin)?
LUİ (O, ERKEK)
IL
Lui, il s’appelle Ahmet.
(onun adı Ahmet)
ELLE (O,KADIN)
ELLE
Elle, elle habite a Ankara.
(o, Ankara’da ikamet ediyor)
NOUS (BİZ)
NOUS
Nous, nous aimons İstanbul, et vous?
(Biz İstanbul’u seviyoruz, ya siz)
VOUS (SİZ)
VOUS
Vous, vous quel age?
(siz kaç yaşındasınız)
EUX (ONLAR.ERKEK)
ILS
Eux, ils sont etudiants.
(onlar öğrenciler)
ELLES (ONLAR, KADIN)
ELLES
Elles, elles sont secretaires.
(onlar sekreterler)

Fransızca’da vurgu kişi adılları, kişiler için kullanılır. Eylemden bağımsızdır, kullanılması zorunlu değildir. Kullanılmadığında cümle yanlış olmaz.  Ancak kişi adılları kullanılmazsa cümle yanlıştır.
Moi, je parle français. (Ben Fransızca konuşuyorum). (moi kaldırılsa da cümle doğrudur).
Je parle français. (Fransıca konuşuyorum)
Moi parle français. ( kişi adılı olmadığı için cümle yanlıştır).
-          Je suis turc et toi? (ben türküm ya sen?)
Je yerine toi, toi yerne tu denemez.
-          Ahmet et moi, nous allons a la gare. (Ahmet ve ben gara gidiyoruz.)
Moi yerine je kullanılamaz.

Moi ve toi adılları hiçbir zaman özne olamazlar ve tek başlarına kullanılmazlar.
Toi es marié, moi suis célibataire. (bu cümle yanlıştır)
Toi, tu es marié, moi, je suis célibataire. (sen evlisin, ben bekarım)
Lui adılı, moi ve toi’dan farklı olarak özne olarak kullanılabilir.
Lui est italien, elle suise. (o erkek İtalyan, o kadın İsviçreli) (bu yanlış değildir)
Lui, il est italien, elle, elle est suisse. (bu cümle de doğrudur.)
Eux çoğul ve eril, elles ise çoğul ve dişil kişilerin yerine geçer.  Ancak biri erkek, biri kadın iki kişi söz konusu olduğunda, Eux kullanılır.
Ce sont Ayşe et Ali. Eux, ils aiment la musique. ( Bunlar Ayşe ve Ali. Onlar klasik müziği seviyorlar.)
-          Bir başka adılı vurgulamaya yararlar.
Moi, je suis turc. Et toi, tu es turc?
-          Vurgu yapmaya yarar.
-          Karşılaştırma yaparken kullanılır.
Elle est plus belle que toi . (o senden daha güzel).



FUTUR PROCHE - YAKIN GELECEK ZAMAN





Yakın zamanda gerçekleşecek bir eylemi ifade ederken çekimli aller (gitmek) fiili ile yapılmak istenen eylemin mastar hali birlikte kullanılır.  

Je vais aller manger
– Yemek yiyeceğim.

Il/elle va travailler
– İşe gidecek/gidiyor

Nous allons prendre ce train
– Bu trene bineceğiz/biniyoruz.

Vous allez voir vos amis
– Arkadaşlarınızı görmeye gideceksiniz.

Je vais sortir ce soir
Bu akşam dışarı çıkıyorum.

Vous allez répondre à ma question
Soruma cevap vereceksiniz.

Ils/elles vont danser à la disco
Diskoda dans etmeye gidecekler

Nous allons rendre visite à nos amis
Arkadaşlarımızı ziyarete gideceğiz.

OLUMSUZLUK İFADELERİ


ne …. jamais  asla

Je ne vais jamais à la piscine
Asla havuza gitmem. / Hiç havuza gitmem.
Il n'a jamais travaillé.
Hiç çalışmadı.
Je ne travaille jamais.
Asla çalışmam.
Il ne m'aide jamais.
Bana hiç yardım etmez

ne… plus – artık

Tu ne comprends plus cette leçon.
Artık bu dersi anlamıyorsun
Je n'ai plus aucun argent.
Artık hiç param yok.

ne... aucun – hiç, hiçbiri

Je n'ai aucun problème
Hiçbir problemim yok. 
Je n'ai aucune idée.
Hiçbir fikrim yok.
Je n'ai aucun ami.
Hiç arkadaşım yok.

ne... rien – hiçbir şey

Je ne comprends rien !
Hiçbir şey anlamıyorum!
Elle ne fait rien de toute la journée
Bütün gün hiçbir şey yapmıyor
Elle n'rien bu.
Bir şey içmedi.

ne. . . que – sadece

Je n’ai que cinq euros
Sadece 5 Euro’m var.
Vous ne mangez que des légumes ?
Sadece sebze mi yiyorsun?
Je n'ai qu'un livre
Sadece bir kitabım var

ne... personne – kimse, hiç kimse
Je ne connais personne 
Kimseyi bilmiyorum.
Nous n'avons vu personne. 
Hiç kimseyi görmedik.
Personne ne joue avec moi.
Kimse benimle oynamıyor.

ne... ni… ni – ne. . . ne de

Je ne regarde la télé ni le matin ni le soir 
Ne sabah ne de akşam televizyon izlerim.
Ne şeker ne de portakal yiyorsun.
je ne veux ni café ni thé   
ne kahve ne de çay istiyorum.

ne… pas du tout – hayır hiç

Je n’aime pas du tout manger la cuisine épicée
Baharatlı yemekleri yemeği hiç sevmem.
Je n'aime pas du tout courir.

ne… pas encore – daha, henüz, hala

Je ne vais pas encore à l’école. 
Daha okula gitmiyorum.
Je n'ai pas encore mangé. 
Daha yemedim.

ne… pas toujours – hep/her zaman değil

Je n’ai pas toujours le temps de lire 
Her zaman okumaya vaktim olmuyor.
Je ne mange pas toujours ici.
Hep burada yemem
   
ne…guère – hemen hemen hiç, nerdeyse hiç (pek)

Je ne joue guère au tennis
Neredeyse hiç tenis oynamam.
Je ne bois guère de café  
Hemen hemen hiç  kahve içmem




ZAMAN İFADELERİ




Depuis: - den beri anlamı taşımaktadır. Geçmişte başlamış olduğumuz bir eylem yada durumun geçmişten bu yana halen devam ettiğini ifade etmede bize yardımcı olur.

- Je parle français depuis 2006.
- 2006'dan beri fransızca konuşuyorum.

Bu örneğimizde bir tarihten bahsettik aynı şekilde de bir süreçten de bahsedebiliriz.

- Je suis menuisier depuis 10 ans.
- 10 yıldır/yıldan beri marangozum.

YADA;

Il y a....... que   / Ça fait ....... que: Bu kalıplarda aynı manaya eş değerdir ve noktalı kısımlarda bir süreden bahseder ve ardından da anlatmak istediğimiz durumu ilave edersek yine aynı şeyi dile getirmiş oluruz. Bilirsiniz bir şeyi ifade etmenin bir çok yolu vardır.

Il y a  11 ans que Je travaille dans un restaurant.
- 11 yıldır bir restoranda çalışıyorum.
Ça fait deux heures que je t'attends devant la banque.
- İki saattir bankanın önünde seni bekliyorum.

Pour:  Planlı, tasarlanmış bir süreden bahsederken kullanabilir. -bu kadar süredir, - şu kadar zamandır..

- Je suis en stage pour trois mois.
- 3 aydır/aylık staj yapıyorum

- Il a un emploi pour cinq jours. 
- 5 gündür/günlük bir işi var.

Pendant: Bir eylemin gerçekleştiği süreyi ifade etmek için kullanılır. - boyunca.. denebilir.

- Chaque matin, j'arrose notre jardin pendant une heure.
- Her sabah 1 saat boyunca bahçemizi sularım.

-Avant de me coucher, Je me brosse les dents pendant cinq minutes
- Yatmadan önce, 5 dakika dişlerimi fırçalarım. ( 5dk boyunca)

En: Bir eylemin tam anlamıyla ne kadar sürede gerçekleştiğini ifade etmede işimize yarar. Daha da detay vermek istenirse, Şu iş şu kadar zamanda yapılır, şu işi şu kadar saatte yaparım gibi.. Örneklerle daha net olacaktır.

- Je fais 90 kilomètres en une heure.
-  Bir saatte 90 kilometre yaparım/giderim.

- Je bois cinq bouteilles de bière en 50 minutes.
- 50 dakikada 5 şişe bira içerim.

- Je dîne en demi-heure
- Akşam yemeğini yarım saatte yerim.

- Elle fait le ménage en 20 minutes.
- 20 dakikada temizlik yapar.

Pendant ve En arasında fark, ''Pendant'', eylemin zamanına bir vurgu katmaktadır. Ancak ''En'' kavramında eylemin ne kadar sürede gerçekleştiğine dair bir gerçeklik(realité) söz konusudur.

Il y a: Geçmiş zamanda gerçekleşmiş bir eylemin zamanını ifade etmede kullanılır. Haliyle cümlemiz, ifademiz geçmiş bir zamanda olmak durumundadır. - Şu kadar zaman önce.. gibi

- Je suis venu à Zonguldak il y a dix mois
- Zonguldak'a on ay önce geldim.

- Le concert est fini il y a deux heures.
- Konser 2 saat önce bitti.

Dans: Bildiğiniz gibi ''içinde'' demektir. Ancak bu defa yer konum manasında değil zaman ifadesi olarak karşımıza çıkar. Tam manasıyla ''Il y a'' ifadesinin tersi olarak gelecek bir zamanla ilgilidir. Doğal olarak gelecek zamanla beraber kullanılır.

- Je commencerai à cuisiner dans 30 minutes.
- Yarım saat içinde/sonra yemek yapmaya başlayacağım.

- Je serai là dans 2 deux jours.
- İki gün içinde/sonra orada olacağım.