PRONOM INTERROGATIFS (SORU ZAMİRLERİ)


Qui - Kim
Que - Ne
Pourquoi - Neden
Comment - Nasıl
Quand - Ne zaman
Où - Nerede
Combien - Ne kadar


POURQUOI
neden?   niçin?
Pourquoi vous allez à la piscine?
Neden havuza gidiyorsunuz?

Pourquoi est-il-en colère?
O, neden kızgın?

Pourquoi étudiez-vous le anglais? 
Neden İngilizce çalışıyorsunuz?

COMMENT
nasıl?
Comment vont-elles à l'ecole?
Okula nasıl gidiyorlar?

Comment vas-tu?
Nasılsın?

Comment allez-vous ?
Nasılsınız? 
  
nerede?

Où habitez-vous?
Nerede yaşıyorsunuz?

Où partez-vous en vaconces?
Tatilde nereye gidersiniz?

Où sont les billets?
Biletler nerede?


Quand
ne zaman?

Quand es-tu parti?
Ne zaman ayrıldın?

Quand reviendras-tu?
Ne zaman geri dönersin? 

Quand a eu lieu la bataille d’Indépendance?
Kurtuluş Savaşı ne zaman oldu? 

Quand est la réunion?
Toplantı ne zaman?

Qu’est-ce que
ne?

Qu'est-ce que tu veux ?
Ne istiyorsun?

Qu'est-ce qu'ils regardent ?
Ne izliyorlar?

Qu'est-ce que c'est (que ça) ?
O ne?
 
Qu'est-ce qui se passe ?
Ne oluyor?

Combien
ne kadar?

Combien des voitures as-tu?
Kaç araban var? 

Combien ça coûte? 
Ne kadar (kaç para)? 

Combien coûte le billet ? 
Bilet ne kadar? 

Quelle? 
hangisi

Duruma göre hangi ve ne anlamlarına gelir.

Quel - eril/tekil
Quels - eril/çoğul
Quelle - feminen/tekil
Quelles - feminen/çoğul

Quel est ton prénom?
Adın ne?

Quel âge a-t-elle?
Kaç yaşında? 

Quel est le problème ?
Sorun nedir?

Quelles sont les différences ?
Farklar nedir?

Qui
kim

Qui est là? 
Oradaki kim?

Qui est Ali? 
Ali kim?



Les Pronoms Relatifs Simples.. Qui.. Que.. Dont.. Où..

Qui:

Bir kişiyi yada ismi belirtmeye yarar.
Örneklerle inceleyelim;


Ali préfere les vetêmentsCes sont cher.
Ali préfere les vetêments qui sont cher.

La femme est ma petite amie. Elle s’appelle Fatma.( O kadın benim sevgilim. Onun adı Fatma.)
La femme qui s’appelle Fatma est ma petite amie (Adı Fatma olan kadın benim sevgilim.)

Que:

Bir nesneyi yada eylemi belirtmeye yarar.


L’homme travaille chez l’université d’Ankara. Je connais l’homme. (Ankara Üniversitesinde çalışan adam.  O adamı tanıyorum.)
L’homme  que je connais  travaille chez l’université de Ankara (Tanıdığım adam Ankara Üniversitesinde çalışıyor.)

* J'écoute une chanson. C'est une chanson très belle.

- La  chanson que j'écoute est très belle.
> Dinlediğim şarkı çok güzel.

* J'ai acheté un ordinateur. Il était bon.

- L'ordinateur que j'ai acheté était bon.
> Satın aldığım bilgisayar iyiydi.

:

Tamamiyle bir zamanı, bir anı ve bir yeri belirtmede kullanılır.

* Il va à Antalya. Il a rencontré son ami Mehmet

- Il va à Antalya où il a rencontré son ami Mehmet.
> Arkadaşı Mehmet'le karşılaştığı Antalya'ya gidiyor.

* Un jour on a mangé du kebab. Il était pluvieux.

- Le jour où on a mangé du kebab était pluvieux.
> Kebap yediğimiz gün hava yağmurluydu.

Dont:

Bir tamlama durumunda, ve  'de' prépositionu alan bir fiilin kullanımında ele alınır.

* Babası öğretmen olan çocuk iyi notlar alıyor.

- Le père de ce fils est professeur. Ce fils récupère de bonnes notes.
> Le fils dont le père est professeur récupère de bonnes notes.
Gördüğümüz gibi tamlamayı işlemiş bulunmaktayız.

* Hayalini kurduğum araba satıldı.

- J'ai rêve d'une voiture. Cette voiture a été vendue.
> La voiture dont je rêve a été vendue.
'' Avoir rêve de quelque chose'' Bir şeyin hayalini kurmak.

COMPARAISON - KARŞILAŞTIRMA

PLUS.... QUE
-den çok

MOINS ... QUE
-den az

AUSSI … QUE
kadar

Jérô est plus grand que Sébo
Jérô Sébo’dan daha uzundur.

Laure plus lentement que Luc.
Laure Luc’dan daha yavaş okur.

Elle est plus élégante que Mare
Mare’den daha zariftir.

Isabelle est moins curieuse qu’Aurélio
Isabelle Aurélio’dan daha az meraklıdır.

Il est moins grand que Dani.
Dani’den daha kısadır.

Jackque est aussi riche que travailleur.
Jackque çok çalışkan olduğu kadar zengindir.

Jean est aussi belle que toujours.
Jean eskisi kadar güzel.

J'ai plus de travaille que lui.. Ondan daha Çok işim var..

J'ai 
autant de travaille que toi.. En az senin kadar işim var


J'ai 
moins de travaille que Selim.. Selim'den daha  Az işim var.



PLUS - QUE - PARFAIT - MİŞ-Lİ GEÇMİŞ ZAMAN

Fransızca’da Plus-que-parfait zamanı Türkçe'de kullandığımız hikaye geçmiş zamanına  (-yapmıştım, -etmiştim, -görmüştüm) denk gelmektedir.


IMPARFAIT[avoir]/[être] + PARTICIPE PASSÉ


PARLER - plus que parfait çekimi :
j'avais parlé
tu avais parlé
il / elle avait parlé
nous avions parlé
vous aviez parlé
ils / elles avaient parlé



J'ai fait du shopping ce matin ; j'avais déjà fait la lessive.
Bu sabah alışverişe gittim; Çamaşırları çoktan yıkamıştım..


J'étais déjà sorti quand tu as téléphoné.
Sen aradığında çoktan ayrılmıştım.



Ayrıca koşullu ifadelerde varsayımsal durumu ifade etmekte kullanılır:


Si tu m'avais demandé, j'aurais répondu.
Eğer bana sormuş olsaydın, cevap verirdim.


S'il neigeait, je ne sortirais pas.


Kar yağsaydı dışarı çıkmazdım.

Si j'étais riche, je m'achèterais un château.
Eğer zengin olsaydım şato alırdım

Je t'enverrais de l'argent, si tu en avais besoin.
İhtiyacın olsaydı sana para gönderirdim.

S'il avait eu le temps, il t'aurait aidé.
Zamanı olsaydı sana yardım ederdi

J'aurais fait un gâteau, si j'avais su que tu venais.
Geleceğini bilseydim kek pişirirdim



IMPARFAIT



Geçmiş zamanda sürekli bir olayı ya da bir süre devam etmiş bir durumu, bir alışkanlığı, tamamlanmamış bir eylemi ifade ederken kullanılan zamandır.
Olayın başlangıç ya da bitiş zamanı belirtilmez. Türkçede birleşik zaman olarak bildiğimiz, Yapardım,Yapıyordum, Giderdim, Gelirdim gibi.. Geçmişte yapıyor olduğumuz bir eylem yada durumu ifade etmemize yaramaktadır.
Être dışında tüm fiiller aynı şekilde çekimlenir. Fiilin şimdiki zaman nous biçiminden -ons çıkarılır ve bitiş eklenir.


Özne
Bitiş
je (j')
-ais
tu
-ais
il/elle
-ait
nous
-ions
vous
-iez
ils/elles
-aient



ETRE-AVOİR
J'étais                                                    J'avais
tu étais                                                  Tu avais
Il/elle était                                            Il/Elle avait
Nous étions                                          Nous avions
Vous étiez                                             Vous aviez
Ils/Elles étaient                                     Ils avaient


Özne
parler
parl-
konuşmak
finir  finiss-
bitirmek
étudier
étudi-
çalışmak
manger
mange-
yemek
je (j')
parlais
finissais
étudiais
Mangeais
tu
parlais
finissais
étudiais
mangeais
il/elle
parlait
finissait
étudiait
mangeait
nous
parlions
finissions
étudiions
mangions
vous
parliez
finissiez
étudiiez
mangiez
ils/elles
parlaient 
finissaient 
étudiaient 
mangeaient 

~ER Fiiller
demander sormak

Je 
demandais                        Soruyordum
Tu 
demandais                       Soruyordun
Il/elle 
demandait                   Soruyordu
Nous 
demandions                Soruyorduk
Vous 
demandiez                   Soruyordunuz
Ils/elles 
demandaient
            Soruyorlardı

~ IR Fiiller
choisir - seçmek
je choisissais              Seçiyordum
tu 
choisissais              Seçiyordun
il 
choisissait                Seçiyordu
nous 
choisissions        Seçiyorduk
vous 
choisissiez          Seçiyordunuz
ils 
choisissaient          Seçiyordular


~ RE Fiiller
rendre – geri vermek

Je 
rendais                 geri veriyordum.
Tu 
rendais                 geri veriyordun
Il/elle 
rendait             geri veriyordu
Nous 
rendions          geri veriyorduk
Vous 
rendiez             geri veriyordunuz
Ils/elles 
rendaient      
geri veriyorlardı

“J' allais”       :  gittim, gidiyordum, gitmiştim, giderdim şeklinde çevrilebilir.

J'
allais à la piscine.
Yüzme havuzuna gittim.

J'
allais manger plus tôt.
Birazdan yiyecektim.

J'
allais à la bibliothèque.
Kütüphane giderdim/gidiyordum. 

-ger fiilleri:

kök  -a ya da  -o ile biten çekim ekinden önce  “g”den sonra 
e eklenir.
manger - yemek
Je mangeais
Tu mang
eais
Il/elle mang
eait-
Nous mangions
Vous mangiez
Ils/elles mang
eaient 

-cer fiilleri

-a ya da -o ile biten çekim ekinden önce “c” harfi “ç” olur. 
lancer - atmak

Je lan
çais
Tu lan
çais
Il/elle lan
çait
Nous lancions
Vous lanciez
Ils/elles lan
çaient


kökü “  ile biten fiillerde  nous ve vous biçimleri çift “ ii ” olur.

Étudier – çalışmak, okumak
J'étudiais
Tu étudiais
Il/elle étudiait
Nous étud
iions
Vous étud
iiez
Ils/elles étudiaient

J'étais chez moi > Evimdeydim.
Nous étions tristes > Üzgündük
Il était malade > Hastaydı.
Elle avait trois cours par semain > Haftada üç dersi vardı.
Quand j'avais 10 ans, je jouais au quartier. > On yaşındayken mahallede oynardım.